Psikolojik Danişman

GÜRAY TEKE




Cennet

Adam ve hayattaki tek arkadaşı olan köpeği bir kazada birlikte ölmüşlerdi.. Gökyüzüne çıktıktan sonra bembeyaz bulutların arasında dolaşmaya başladılar.. adam çok susamıştı.. biraz su bulabilmek ümidiyle yürümeye devam ederken, birden kendilerini muhteşem bir manzaranın karşısında buldular.. rengarenk çiçeklerle süslü bir bahçe, altından yapılmış bir bahçe kapısı, ve onları karşılayan beyazlar içinde bir kadın.. Adam köpeğiyle birlikte kadına yaklaştı ve sordu:?Affedersiniz? burası neresi?? Kadın ona gülümsedi: ?Burası Cennet, efendim ?Adam bunun üzerine sevinçle ?Harika?!!!? dedi ?Peki bana biraz su verebilir misiniz, gerçekten çok susadım??.Kadın cevap verdi: ?Tabi efendim, içeri girin? içerde dilediğiniz kadar su bulabilirsiniz?..? Böylece adam köpeğine, ?Hadi oğlum içeri giriyoruz? diyerek kapıya yürüdü ama kadın onu birden durdurdu: ?Üzgünüm efendim, köpeğiniz sizinle gelemez.. hayvanları içeri almıyoruz?? Bunun üzerine adam bir an durdu.. düşündü.. ve geri dönüp köpeğiyle birlikte geldikleri yolun tam ters yönünde yürümeye koyuldular?. bir sure geçtikten sonra kendilerini bu kez tozlu çamurlu bir yolda buldular, ve yolun sonunda karşılarına çiftlik girişini andıran bir kapıyla yırtık pırtık elbiseli bir dede çıktı? adam sordu: ?Af edersiniz?. bana biraz su verebilir misiniz?? Dede ?İçeri gel? dedi.. ?kapıdan girdikten sonra sağ tarafta bir çeşme var?? Adam sordu: ?Peki arkadaşım da benimle gelip oradan içebilir mi?? Dede ?Tabii?? dedi.. ?çeşmenin yanında köpeğinin de su içebileceği bir kase bulacaksın?? Bunun üzerine adam kapıdan girdi? biraz yürüdükten sonra sağ tarafta çeşmeyi buldu.. Adam çeşmeden, köpek de oracıktaki kaseden doya doya içerek susuzluklarını giderdiler?. derken adam geri giderek girişte bekleyen dedeye sordu: ?Su için çok teşekkür ederim? peki burası neresi..?? Dede ?Burası cennet? dedi.. bunu duyan adam şaşırdı: ?Ama nasıl olur..? az önce burası gibi kırık olmayan muhteşem bir yere gittik ve orasının da Cennet olduğunu söylediler?? Dede ?şu rengarenk çiçeklerle süslü altın kapılı yer mi?? dedi.. ?ama orası Cehennem..? Adam iyice şaşırmıştı: ?Peki ama orası sizin adinizi kullanarak insanları kandırıyor diye hiç kızmıyor musunuz.." Dede gülümsedi: ?Kızmıyoruz?.. çünkü onlar kendi çıkarı için en iyi arkadaşını yarı yolda bırakanları Cennet?ten uzak tutuyorlar."

 

BİR KIRLANGIÇ HİKAYESİ

Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş. Penceresinin önüne konmuş, bütün cesaretini toplamış, tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra....
Küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş. Tık...tık...tık... Adam cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle uğraşıyormuş. Bir meşgulmüş, bir meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir kırlangıç! Heyecanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir nefes almış şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış:
--Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini, niçinini sorma. Uzun zamandır seni izliyorum. Bugün cesaret buldum konuşmaya. Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşalayım. Adam birden parlamış. Yok daha neler?
--Durduk yerde sen de nereden çıktın şimdi? Olmaz alamam! demiş. Gerekçeside sersemceymiş:
--Sen kuşsun! Hiç kuş insana aşık olurmu?
Kırlangıç mahçup olmuş. Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş:
--Adam, adam! Hadi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben sana dost olurum. Hiç canını sıkmam. Adam kararlı, adam ısrarlı:
--Yok, yok ben seni içeri alamam demiş. Biraz da kabamıymış neymiş, lafı kısa kesmiş:
--İşim gücüm var, git başımdan!
Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine gelmiş:
--Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri. Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, bak hem sen de yalnızsın! Yalnızlığını paylaşırım... demiş.
Bazıları, gerçekleri duymayı sevmezmiş. Adam bu yalnızlık meselesine içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş.
--Ben yalnızlığımdan memnunum demiş.
Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş. Düpedüz kovmuş. Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, başını önüne eğmiş, çekip gitmiş. Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş:
--Hay benim akılsız başım demiş.
--Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma, keyifli vakit geçirirdik birlikte.
Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş. Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş:
--Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim.
Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama... Onun ki hiç görünmemiş! Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş. Olanları anlatmış. Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:
--Kırlangıçların ömrü altı aydır...

Hayatta bazı fırsatlar vardır, sadece bir kez elinize geçer ve değerlendiremezseniz uçup gider. Hayatta bazı insanlar vardır, sadece bir kez karşınıza çıkar, değerini bilemezseniz kaçıp giderler. Ve asla geri gelmezler. Dikkatli olun... Farkında olun... ve bir düşünün bakalım:
-Acaba siz bugüne kadar pencerenizden kaç kırlangıç kovaladınız?