Psikolojik Danişman

GÜRAY TEKE

MAKALE VE YAZILAR


2017 ÜNŞVERSİTE TERCİHLERİ


ÇOCUĞUM BANA YABANCI

Bir Çocuğun Yarısının Yok edilişi: Boşanma Sonrası Çocuk Yabancılaşması ile Başa Çıkmak Boşanmaların gitgide arttığı zamanlarda yaşıyoruz. ?Onun anne-babası boşanmış? sözü 30 yıl öncesinde bir çocuk için travmatik bir ifade ve konu üzerinde konuşmak bir tabu iken artık durum değişti. Şimdilerde bilinçli ebeveynler evliliklerinin bitiş sürecinden çocuklarının mümkün olduğunca az psikolojik zararla çıkması için işbirliği yapıyor. Ancak kimi zaman taraflardan birinin çocuklarını karşı tarafı incitmek ya da kontrol etmek için kulla


ŞİDDET

Kadına Yönelik Şiddet ? Doğru Bilinen Yanlışlar Her gün yeni bir evlilik ya da ilişki içi şiddet vakasına medya aracılığıyla şahit oluyoruz. Çoğunlukla da bir eşin diğer eşe yani erkeğin kadına uyguladığı şiddeti duyuyoruz. Şiddetle ilgili çalışan pek çok resmi ya da sivil toplum kuruluşu önleyici ve sonrasında koruma amaçlı çalışmalar yürütmeye çalışıyor. Ne yapılırsa yapılsın şiddetle ilgili çalışmaların yetersiz kaldığını ve tam bir çözüme ulaşmadığını görüyoruz. Peki, bilimsel araştırmalar ne gösteriyor? Araştırma


Hikayelerin Çocuk Beyni Üzerindeki Etkileri

Bundan yaklaşık bir yıl önce, Amerikan Pediatri Akademisi, çocuk bakımının, doğumdan itibaren çocukları okuryazarlıkla tanıştırmayı da kapsaması gerektiğine dair bir açıklamada bulundu. Bu şu anlama geliyor: Çocuk doktorları, en küçük çocuklara bile kitap okumanın ne kadar önemli olduğu konusunda ailelere danışmanlık vermeli ve onları bu konuda teşvik etmeli. Dr. Pamela C. High ile birlikte kaleme aldığımız bu açıklama, kitaplarla ve sesli okumayla büyümek ile ileriki yıllardaki dil gelişimi ve okul başarısı arasındaki bağlantı üzerine yap


DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu DEHB belirtileri DEHB belirtileri dikkatsizlik ve/veya hiperaktivite ve tepkiselliği kapsar. Bu özellikleri her çocuk şu veya bu şekilde sergiler. Fakat DEHB teşhisi koymak için, belirtilerin çocuğun yaşına uygun olmaması gerekir. DEHB çocuklarda ve gençlerde yaygındır. Yetişkinlerde de bu bozukluk görülebilir. Yetişkinlerde belirtilerde bazı farklılıklar olabilir. Örneğin, bir yetişkin hiperaktivite yerine tez canlılık sergileyebilir. Ayrıca, DEHB?li yetişkinler sürekli olarak kişiler arası ilişkilerde ve işte


TRAVMATİK YAŞAM OLAYLARI

Travmatik yaşantılar ölüm, doğal afetler, kazalar, terör eylemleri, savaş gibi ölüm tehdidi, ciddi bir yaralanma ya da şiddete maruz kalmayı içeren durumları tanımlar. Travmatik olayların en önemli özelliği yaşamımıza ya da fiziksel bütünlüğümüze yönelik bir tehdit içeriyor olmasıdır. Gündelik yaşamımızda da sıklıkla stres yaratan durumlarla karşı karşıya kalabiliriz. Ancak bunlar beklendik ve sıradandır; olasılıkları vekontrol edilebilirlikleri yüksektir. En şiddetli ve üst düzey stres kayna


JESTLER ZEKAYI GELİŞTİRİR Mİ?

Jestleri Kullanmak Zekâyı Arttırır Mı?  Oğuzhan Vıcıl] Konuşma sırasında jestleri sık kullanma ile ilgili bazı kişilerde yanlış bir algılama olabiliyor. Buna göre konuşma sırasında ellerin ve kolların çok sık kullanılması, konuşan kişilerin konuya yeterli derecede hâkim olmaması ve bu nedenle doğru kelimeleri seçememesinin göstergesi. Jestlerini doğru kullanamayan kişiler düşünüldüğünde bu algıda gerçeklik payı olsa da, jestler yerli yerinde kullanıldığında başarılı iletişimin en önemli unsurları arasındaki haklı yerini almakta.


ÇOCUĞUNUZU HAYATA NE KADAR HAZIRLIYORSUNUZ?

Bebeğiniz var gücüyle kapıyı iterek açmaya çalışırken, hemen yardımına mı koşuyorsunuz? Çocuğunuzun parktaki çocuklarla kavga edeceğini anlayınca, ?iş işten geçmeden? araya mı giriyorsunuz? Ev ödevlerini onun yerine siz mi yapıyorsunuz? Akrabaların, komşuların, öğretmenlerin yanında sözcülüğünü mü üstleniyorsunuz? Hatta daha ileri gidip ?Biz büyüyünce doktor olacağız Nazan teyzesi? gibi cümleler mi kuruyorsunuz? Cevabınız çoğunlukla evetse, ?helikopter ebeveyn? olabilirsiniz. Çocuk bir şey için çaba harcarken koşup yardım etmek hissi çok


BAHAR YORGUNLUĞU VE DERS ÇALIŞMA

Baharın gelmesi ve havaların ısınmasıyla kendini oyuna kaptıran, parklara akın eden çocukları ders masasına oturtmak zor olabiliyor. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zeynep Kızıltepe?nin, çocuğunuzu nasıl ders çalışmaya ikna edebileceğinize dair bazı önerileri var. Baharın gelmesiyle kapalı alanlarda durmak zorlaşırken, bir de ders çalışmak bazıları için çok da mümkün olmayabiliyor. Güneşin getirdiği rehavet halleri ise başa çıkılmas


GENÇ MONTAİGNE-EĞİTİM

Bir çocuğa hiçbir şeyi yasaklamayan ve onu bütün eğilimlerinde özgür bırakan, böylesine bireysel nitelikte bir eğitim, aslında pek tehlikesiz sayılamayacak bir deney niteliğindedir. Çünkü bunca şımartılmak, hiçbir direnişle karşılaşmamak ve hiçbir zora boyun eğmek zorunda kalmamak, bir çocuğa, her istediğini yapmak ve doğuştan sahip bulunduğu bütün kötü yanları da geliştirme olanağı sağlar. Sonraları Montaigne?in kendisi de, bu esnek ve hoşgörülü eğitiminin iyi sonuçlar vermesinin yalnızca şans eseri olduğunu belirtmiştir.? ?Adam olabild


SOSYAL FOBİ

SOSYAL FOBİ Başkaları tarafından kendisinin veya yaptığı işlerin incelenip,  eleştirilmesi ve küçük düşme korkusudur. Kişi bu korkudan kurtulmak için sosyal ortamlara girmekten kaçınır.  Kişinin iş ve aile yaşamı bu durumdan etkilenir. Zamanla kişi izole olur, yalnız kalır. Bu defa ise yalnızlık onda ?sevilmiyorum, aranmıyorum, istenmiyorum, hak etmiyorum? duygusunu doğurur. Böylelikle kendisini kötü hissetmeye başlar. Sosyal fobi ya her durumda vardır ya da özel durumlarda ortaya çıkar. Örneğin, kalabalık ortamlara girememek genel bir d


DERS ÇALIŞMAK

Ders çalışmayı oldum olası sevemedim. Bu durum benden mi yoksa eğitim sistemimizden mi kaynaklanıyor, hâlâ da çözebilmiş değilim.   Gerek Ankara Üniversitesi?nde lisans eğitimimi alırken gerekse 2000?de yüksek lisans yapmaya başladığımda; derslere gidip gelmek, ödev yapmak, sunum hazırlamak hele de vize ve finallere girmek tam bir azap geliyordu. Yüksek lisansta ders hocamız o kadar zorluyordu ki 500 sayfalık kitaptaki kavramların hepsini ezberlemek zorunda kalm


BAŞARILI İNSANLAR NEDEN HEP AYNI KIYAFETİ GİYİYOR

1- Daha önemli konularda daha iyi kararlar almak İnsanlar tarafından uzun düşüncelerden sonra ?karar verme? noktası her zaman başarılı olmayabiliyor. Özellikle gün içinde çok daha önemli kararlar almak zorunda kalan insanların ?bugün ne giyeceğim? sorusunu hayatlarından çıkardıkları zaman hem daha yaratıcı hem de mental olarak daha fazla alana sahip oldukları gözlemlenmiştir. Barack Obama?nın bu konu için söyledikleri ise bunu fikri doğrular nitelikte; ?Görüyorsunuz, giydiğim takım elbiseler sadece gri ve mavi. Karar vermem gereken şeylerin sayısı


DÜŞÜNCE OKUMAK MÜMKÜN

Başkalarının düşüncelerini okumak, beyinlerinden neler geçtiğini anlamak hemen herkesin istediği bir süper yetenek. Bu artık kısmen mümkün ve korkarım dahası da yolda. Nasıl beyin okunur, karşıdakinin zihninde gördüklerini biz nasıl görürüz diyorsanız, ?Current Biology? dergisinde henüz yayınlanan bir makale ile ilgili yazımdan ve videodan yararlanabilirsiniz.   Amerika Birleşik Devletleri, Berkeley, Kaliforniya Üniversitesindeki bilim adamları, deneklere çeşitli videolar gösterirken, beyin faaliyetlerini fonksiyonel manyetik rezonans gö


MATEMATİKTEN KORKMAMALI

Lübnan?daki Amerikan Teknoloji Üniversitesi?nden Dr. Marjorie Henningsen, ?MATEMATİKTEN KORKULMASININ" nedeni daha çok öğretim şeklimizle ilgili. Matematik çocuklara sanki gerçek dünyayla ilişkisi olmayan bir şeymiş gibi öğretiliyor? diyor.   Matematik, zorlanılan dersler arasında yer alıyor. Lübnan?daki Amerikan Teknoloji Üniversitesi?nde Sanat ve Beşeri Bilimler Bölüm Başkanı ve Uluslararası İlkokul Eğitimi Lisans Bölümü resmi danışmanı Dr. Marjorie Henningsen?e göre, ?matematiğin korkulu bir ders? olarak algılanmasının nedeni öğretim şekl


PISSA ya göre Eğitim Değerlendirmesi

OECD?nin ?Düşük Performanslı Öğrenciler? raporuna göre, Türkiye?deki başarıyı en çok sosyo-ekonomik durum ve sınıf tekrarları etkiliyor. Rapora göre Türkiye?de PISA 2012 matematik testine katılan öğrencilerden sınıf tekrarı yapanların yüzde 77.4?ü ve sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlıların yüzde 56.9?u düşük performans gösteriyor. Sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlılar, avantajlılara göre yüzde 34.2 oranında daha az başarılı. OECD, ?Düşük Performanslı Öğrenciler-Neden Geride Kalıyorlar ve Biz Onlara Başarı için Nasıl Yardım Edebil


2016 YGS en az Ffizik ve Coğrafyaya hazırlanıyoruz

Üniversiteye girişte ilk aşama olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı?na (YGS) hazırlanan öğrenciler, yüzde 33?le en çok coğrafya, yüzde 13?le ise en az fizik dersi sınavına hazır. TÜBİTAK desteğiyle Bilkent Cyberpark?ta geliştirilen ?Sınav Uzmanı? yazılımını kullanan 8 binden fazla öğrenicinin, 13 Mart?ta yapılacak Yükseköğretime Geçiş Sınavı?na (YGS) yaklaşık 1 ay kala hangi derse daha hazır oldukları araştırıldı. Verilere göre adaylar coğrafya konularının yüzde 33?üne, Türkçe?nin yüzde 27?sine, tarihin yüzde 26?sına, biyolojinin y


ÖLÜ BÖBREKLER


ve KAİNATIN KAPISI AÇILDI

Einstein?ın izafiyet teorisinin bir parçası olarak 100 yıl önce ortaya attığı , uzay ve zamanı büken yerçekimsel dalgaların varlığı kanıtlandı. Evrenden artık çok daha etkin ve kesin bilgi toplanmasını sağlayacak bu keşfi, bilim insanları şöyle açıkladı: Kâinatı anlamamız için yeni bir pencere açıldı!   Bİlİm dünyasının on yıllardır merakla beklediği açıklama, sonunda dün yapıldı: Alman fizikçi Albert Einstein?ın 100 yıl önce ortaya attığı, uzayı ve zamanı büken yerçekimsel dalgaların varlığı, kanıtlandı. Son 50


RAĞMEN SEVİYORUM

  ?Herkes sevilmek ister, ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyor muyuz?? diye soruyor. Sonra anlatmaya başlıyor? Masumi´ye göre, dünyada 3 tür Sevgi vardır. Bunlar, eğer, çünkü ve rağmen sevgi türleridir. Birincinin adı ´Eğer´ türü sevgi: Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgiye bu adı takmış yazar. Örnekler veriyor: Eğer iyi olursan baban annen seni sever. Eğer başarılı ve önemli kişi olursan seni severim. Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim. Toyotome en çok rastlanan sevgi türü budur diyor. Bir


KISSADAN HİSSE

Atılım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ, birincilikle Saint Joseph Fransız Lisesi?ni bitirdi. Türkiye ikincisi olarak ODTÜ?de Elektrik Mühendisliği bölümüne girip, akademik kariyerini burada yaptı.   Akademik yaşamı büyük ölçüde yöneticiliklerle geçti. Henüz öğretim görevlisi unvanında ve doktora öğrencisi konumundayken, 1985 yılında ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi, sonra ODTÜ Mühendislik Fakültesi Dekan Yardımcısı oldu. ODTÜ Rektör Danışmanl


ÖĞRENCİ KOÇLUĞU

Öğrenci Koçluğu ve Farkındalık; Gün geçtikçe okulu sevmeyen, çevresi ve ailesiyle iletişim kuramayan, ne istediğini bilmeyen, kaygı ve korku içinde kıvranan, bağımlılıkları olan, yaşama amacı olmayan gençlerin sayısı artmakta. Aslında "öğrenci" demek yerine "ergen gençlik" demek daha doğru olacak. Çünkü öğrencilik kavramı hepimiz için geçerli, hepimiz hâlâ anne baba olmayı, daha iyi iş yapabilmeyi ve hayata dair bilmediğimiz pek çok şeyi sürekli öğrenen öğrencileriz.Öğrenci koçluğunda Ebeveynlerin ve öğretmenlerin bunu her zaman hat


KURSLAR ELDE KALDI DERSHANELERE DEVAM MI?

Anayasa Mahkemesi?nin (AYM) dershanelerin kapatılmasını öngören yasayı iptal etmesinin ardından, öğrencilerini üniversite sınavlarına hazırlamak için hafta sonu ve hafta içi kurs açan liseler de ne yapacağını şaşırdı. AYM kararından önce dershanelerin tamamen kapanacağı düşüncesinden hareketle çok sayıda devlet lisesi ve özel okul, kendi içlerinde üniversiteye hazırlık kursları açmıştı. Bazı okullar hem kurslarda ders verecek öğretmenlerle hem de velilerle anlaştı. Ancak şimdi dershaneler devam ederse okullardaki üniversiteye hazırlık kursla


MAGNEZYUM MUCİZESİ

Magnezyum Eksikliğine Bağlı Oluşan 37  Sağlık Problemi Sene, 1936? Yer, 74. Amerikan Senatosu ?  2. oturumda senato kayıtlarına geçen bildirim şöyle: Bugün nüfusun büyük çoğunluğunun, içi boşaltılmış topraklarımız yeniden optimum mineral dengesine kavuşturulmadan giderilemeyecek, tehlikeli boyuta ulaşmış besin ögesi eksikliklerinden muzdarip olduğunu biliyor muydunuz? Ürkütücü gerçek şu ki, belirli bazı minerallerden yoksun bırakılmış milyonlarca dönümlük tarım arazisinde yetiştirilmiş gıdalarla (meyve,


Steve Jobs: Teknolojiyi Kısıtlayan Bir Baba

Steve Jobs Apple?ı yönetirken, yeni çıkan bir makale dolayısıyla gazetecilerin sırtını sıvazlamak için onları bazen ofisine çağırırdı. Ama gazetecileri ofisine en çok çağırma sebebi, yaptıklarını nasıl yanlış anladıklarını onlara anlatmaktı. Ben de bu davetlerden birine katılmıştım. 2010 yılında iPad?deki bir eksiklikle ilgili yazdığım bir makale dolayısıyla beni bir güzel azarladıktan sonra Steve Jobs?un ağzından, belki de şimdiye kadar söylediği en şaşırtıcı sözler döküldü. Sırf konuyu değiştirmek için ?Çocuklarını


ÇOCUKLUKTAKİ GÜÇLÜKLERDEN HÜCRESEL DÜZEYDE ETKİLENME MÜMKÜN MÜ?

Yeni bir araştırma göre, çocuklukta yaşanmış travma ve zihinsel bozukluklar hücresel düzeyde biyolojik değişimlere yol açabilir; ayrıca gerçekten de yaşlanma sürecini hızlandırabilir. Araştırmacılar çocukluk ve ergenlikte karşılaşılan güçlük ve mental zorlukların; telomerlerin* kısalması ve mitokondriyal DNA?nın tahrifatı gibi her ikisi de doğal yaşlanma süreciyle bağlantılı olan biyolojik değişimlere yol açabileceğini buldu. Bu biyoloji ve deneyim birlikteliğinin, kişinin yaşla ilişkili hastalıklara olan duyarlılığına katkı yapacağın


PROAKTİF DÜŞÜNCE

Proaktiflik nedir? Proaktif olmak, bir davranış özelliğidir. Olaylarda edilgen olup sonuçlardan ve başkalarından etkilenmek yerine olaylar olmadan önce olasılıkları düşünüp planlı bir şekilde harekete geçerek sonucu etkilemek, dolayısıyla başka insanların üzerinde etki sahibi olabilmek için benimsenmesi gereken bir alışkanlıktır. Proaktif kelimesinin en tatmin edici tanımı, bilinçli veya bilinçsiz, sonu olumlu veya olumsuz olsun yeni koşullar oluşturmak ya da mevcut koşulların seyrini değiştirmek için inisiyatif kullanmaktır. Bu tanıma bakt


MUTLU ÜLKE FİNLANDİYA VE EĞİTİM SİSTEMİ

Finlandiya eğitim sisteminin mimarlarından eğitimci, yazar ve bilim adamı Prof. Dr. Pasi Sahlberg, ?Rekabetçi pazar ekonomisinin kuralları eğitimde işlemiyor. Finlandiya?daki okullar arasında bir rekabet yok, işbirliği var. Bir futbol takımı işbirliği, iyi bir antrenör ve takım ruhu ile başarıya ulaşıyorlar. Öğretmenler ve okullar da öyle, işbirliği içindeler, birbirleriyle rekabet etmiyorlar? dedi. Finlandiya eğitim modelinin mimarı ve aynı zamanda şu sıralar Harvard Üniversitesinde misafir öğretim üyesi Prof. Dr. Pasi Sahlberg, ülkesind


TÜRKİYE OECD ORTALAMALARININ ALTINDA

18 milyon öğrenci ve 900 bin öğretmen dün 15 gün sürecek yarıyıl tatiline çıkarken, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından ?Eğitim Politikaları Görünüm Raporu 2015? yayımlandı. Rapora göre Türkiye, 2012 PISA sınavlarında gelişme gösterse de hâlâ OECD ortalamalarının altında. Eğitime düşük pay   19 Ocak 2015 tarihli raporda 2008-2014 yılları arasında çoğu gelişmiş 34 ülkenin yaptığı 450 reform incelendi. Türkiye?ye ilişkin bazı tespitler şöyle: * OECD ülkeleri bütçelerinin yüzde 12?sini eğitime


NEDEN NİÇİN UNUTUYORUZ.?

Her insan belli dönemlerde unutkanlık problemi yaşar. Küçük çaplı unutkanlıklar normal görülebilir fakat unuttuğumuz bazı şeyler ciddi rahatsızlıkların belirtisi olabilir. İşte "bizim büyük unutkanlıklarımız" ve bu sorunla başa çıkmak için yapılması gerekenler... Aramızda unutmayan var mı? Unutkanlığından şikâyet etmeyen yok. Bazıları isimleri, bazıları yakın dönemde yaşadıklarını bazıları ise tarih ve görüntüleri unutuyor. Peki hangi unutkanlıklar normal görülürken hangilerinin tehlike işareti olarak değerlendirilmesi gereki


MAYMUNLAR ALIŞVERİŞTE PAHALI OLANI SEÇMİYOR

Bilimcilere göre maymunlar, bizlerin zaman zaman mantıksızlığa uzanan ?pahalı olanı seçme? arzumuzu paylaşmıyorlar. Yale Üniversitesi?nden Prof. Laurie Santos ve ekibinin başlıklı maymunlar üzerinde yaptıkları ve ?Frontiers in Psychology? adlı dergide yayınladıkları araştırma, insanın kavrama yetisinin hangi bölümlerinin evrimsel olarak daha eski olduğunu ve bazı mantık dışı eğilimlerimizin nereden köken aldığını anlamaya odaklanıyor. Başlıklı maymunlar çalışma öncesinde bir ?jeton marketinde? eğitim görmüşler. Deney setinde bulunan aroma


KORKU SİLİNEBİLİR Mİ?

Bonn Üniversitesi?nden Monika Eckstein 62 denekle bir deney gerçekleştirdi. Amacı hormonları kullanarak korkulardan kurtulunup kurtulunamayacağını görmekti. Sonuç başarılı oldu; korkular silinebiliyordu. Hormonun adı oksitosin. Sıklıkla sevgi hormonu olarak adlandırılıyor çünkü anne-çocuk arasındaki bağın kurulmasında ya da sosyal bağlılıklar, samimiyet gibi duygularda da etkin. Yapılan bu deney gösteriyor ki ?anti-anksiyete? özelliği de var. Anksiyete bozukluğu olan hastalara oksitosin verildiğinde amigdalanın etkinliğinin azaldığı görülmüş.


SAHTE MARKALI ÜRÜN KULLANMAK

İnsanların ait oldukları sosyal statüye göre neleri giyip, neleri giyemeyecekleri konusundaki kuralların başlangıcı Eski Roma?ya kadar uzanır. Giyim kuralları zamanın içinde değişim göstererek bütün Avrupa ve Asya?ya da bazen yazılı ve zorlayıcı; bazen sadece toplum baskısıyla günümüze kadar gelmiştir. Örneğin 17. Yy da İngiltere?de sadece asiller kürk, dantel ve ipekli kumaşlar giyebilirdi. Fahişeler saf olmadıklarını belirten başlarını örten çizgili kapişon giymek zorundaydılar. Günümüzde insanların giyimlerini ve kullanacakları aksesuar


ŞAŞIRTAN FİNLANDİYA EĞİTİM SİSTEMİ

Finlandiya eğitim sisteminin çok başarılı olduğunu duymuşsunuzdur. Neyi nasıl yapıyor da bu başarıya ulaşıyorlar? Bizim çorbaya dönen eğitim sistemimizden farklı yanları nedir? Bu yazıdaFinlandiya eğitim sisteminin ulaştığı başarının arka planına bakmaya çalışacağız ve sonrasında ülkeler arası yapılan PISA sınavlarının sonuçlarına değineceğiz. Fin eğitim sistemi Dünyanın En Şaşırtıcı Eğitim Sistemi: Finlandiya İlk bakışta kısa okul saatleri, bireyselliğe-özgür düşünceye önem veren ve öğrencilerin kendi eğ


BİZ UYURKEN BEYNİMİZ KARAR VEREBİLİYOR

Fransa?nın en saygın eğitim kurumu olarak bilinen Ecole Normale Supérieure de Paris?ten araştırmacılar Sid Kouider ve Thomas Andrill, uykudayken beynimizin ne kadar etkin olduğunu araştırdı; sonuçlara göre, beynin gece etkinliği uykuda öğrenmeyi etkiliyebiliyor. Önceki çalışmalar, uyuduğumuzda çevremizden gelenlere kendini kapatmak yerine beynimizin tilki uykusunda olduğunu, böylece kendimizle ilgili önemli bilgiyi yakalayabildiğini göstermişti. Bu, ?biri adımızı söyleyince; sabah alarm çalınca, araba geçince, kedi, köpek sesleri ya da saatin ritmik tikta


TELOMERLER VE PLASEBO ETKİSİ

  Hastaların tedavi gördüklerini düşünmesi ile koşullarının iyileşmesine ?Plasebo Etkisi? adı veriliyor.  Etkili bir ilaç olmadan, telkinle olumlu sonuçlar nasıl ediniliyor, bilim insanları henüz karar veremedi. Yeni bir çalışmada, meditasyon ve yoga gibi düzenli olarak stres azaltma teknikleri uygulayan göğüs kanseri hastalarında, tedavi sürmese de ?fiziksel hücre değişimi? gözlemlendi: Amerika Kanser Derneği (ACA) tarafından çıkartılan hakemli Cancer dergisinde çıkan çalışmada, katılımcılar en az iki yıl önce g


SOĞUK MAKARNA

Makarna soğuduğunda, vücudumuz onu farklı sindiriyor: daha az kalori emilimine ve daha küçük kan şekeri yükselmesine neden oluyormuş. Sıkı durun, makarnayı yeniden ısıtarak yemek çok daha yararlıymış. Çünkü kan şekeri düzeyindeyi yükselmeyi yüzde 50 düşürüyormuş. Çoğumuz makarnanın en zayıflatıcı gıda olmadığının farkındayız; ama öyle lezzetli ki, uzak durmak çok zor. Tümüyle saçma gibi görünebilir ama sormanın sakıncası yok! Yeniden ısıtmadan önce, makarnayı soğumaya bırakmak, onu daha az şişmanlatıcı bir gıda yapar mı?


OTİZM HAVA KİRLİLİĞİYLE BAĞLANTILI

Hava kirliliği ile otizm arasında bir ilinti olduğu ortaya çıktı. Yeni bir çalışma, hamilelik sırasında, özellikle üçüncü üç ayda, hava kirliliğine maruz kalan kadınların çocuklarının otistik olma tehlikesini arttırabildiğini öne sürüyor. Environmental Health Perspectives?de, dün (18 Aralık) yayınlanan araştırmaya göre, hava kirliliği hamile bir kadının otistik çocuk sahibi olma tehlikesini ikiye katlıyor. Araştırmacılar, 1989?dan bu yana 116.430 Amerikalı kadını izledi, bunlara ilişkin verileri araştırdı: Kadınların yaşadığı yerler


TÜRKÇEMİZ

Çift yönlü yol demek varken duble yol, depoyu doldur yerine ful yap veya fulle demek gibisinden acayiplikleri günlük hayatımızın her anında görüyoruz artık. İnternette bulduğum ama yazarını tespit edemediğim çok hoş bir yazıyı kısaltarak alıyorum: ?Karaman oğlu Mehmet Bey?i arıyorum. Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı? Bir ferman yayımlanmıştı, ?Bugünden sonra divanda, dergâhta, bergâhta, mecliste, meydanda Türkçeden başka dil konuşulmaya? diye, hatırlayanınız var mı? Dolanın yurdun dört bir yanını, çarşıyı, pazarı, köyü, şehri. Ferma


SÜRDÜRÜLEBİLİR MUTLULUK MÜMKÜN MÜ?

DR. SELDA KOYDEMİR Mutluluk, genel olarak ?iyi bir yaşam sürmek? anlamına gelen; yaşamdan aldığımız keyif ve yaşadığımız olumlu duyguların sıklığı gibi bize haz veren yaşantılardan oluşur. Yüzyıllardır felsefe başta olmak üzere, sosyoloji, psikoloji, ekonomi gib pek  çok bilim dalı için araştırma konusu olmuştur mutluluk. Bunun nedenlerinden birisi, ?Mutluluk sizin için önemli mi??? sorusuna pek çok insanın olumlu yanıt vermesi ve çoğumuzun memnuniyet verici olan şeyleri hoşa gitmeyen şeylere tercih etmemizdir. Ayrıca elimizde mutluluğun ön


EĞİTİMDEKİ DEĞİŞİMLER

NURAN ÇAKMAKÇI Biliyorum ?eğitim yaz boz tahtası oldu? sözü Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinin pek de hoşuna gitmiyor. Çünkü eğitimin yapısı gereği değişmesi gerektiği, bunun da kötü bir şey olmadığı düşüncesindeler. Tabii eğitimde değişimler olmalı, yüzyılın, bulunduğu ortamın gereklerine uymalı, teknolojiyi içine almalı, yeni neslin öğrenme şeklini etkilemeli ama hep aynı sorunların etrafında da dönmemeli. Örneğin siyasetle bu kadar içiçe olmamalı, bakana, başkana göre değişmemeli. 20 yılda 11 Milli Eğitim Bakanı


HİÇLİĞİN VARLIĞI

Hiçliğin Varlığı Elif Şafak 3 Şubat 2013 Neyzen Tevfik, ruhu şad toprağı bol olsun, bu diyarlardan gelip geçmiş, en renkli ve sivri dilli, içi dışı aynı ve kimselere zerrece benzemez kişiliklerden biriydi. ?Hiçoğlu hiç? idi. Kalendermeşrep idi. Rakı-baz, kelam-baz, aşk-baz, can-baz idi. Kendi canıyla oynayanlar, kendi tüylerini yolanlar kavminden? Hem veli hem deli; kâinatin meraklı ve haylaz öğrencisi, aynı zamanda üstat idi. Onu uzaktan damgalamak, yargılamak, an-la-ma-mak ne kadar kolaydı. Halbuki tanıyanların gönlünde yer edinmişti. Atatürk?te


SİTEM

Irmaklarımın altından akan ırmak sandal safaları marmara toprakları ama söyle olmuşsa yüzüme karsı söyle neyi inkar ettim dilediğim en güzel hayat çöplerin içinde rüya aradım düştümse eğer sana bakarken düştüm sen dinç zaman işte kuluçkan bereketle tasan yağ küpleri gibi parmaklardan akan çeşmeler gibi? Cahit Zarifoğlu ?düştümse eğer sana bakarken düştüm? diyor şair. Çokta suçlamadan ama sitemle? Zarif bir sitemle hemde? Artık çok az bulunan bir sitemle?Biz artık unuttuk sitem etmeyi. Suçlamamayı!!! unuttuk. Kırmadan,


KISA ÖYKÜLER

Cennet Adam ve hayattaki tek arkadaşı olan köpeği bir kazada birlikte ölmüşlerdi.. Gökyüzüne çıktıktan sonra bembeyaz bulutların arasında dolaşmaya başladılar.. adam çok susamıştı.. biraz su bulabilmek ümidiyle yürümeye devam ederken, birden kendilerini muhteşem bir manzaranın karşısında buldular.. rengarenk çiçeklerle süslü bir bahçe, altından yapılmış bir bahçe kapısı, ve onları karşılayan beyazlar içinde bir kadın.. Adam köpeğiyle birlikte kadına yaklaştı ve sordu:?Affedersiniz? burası neresi?? Kadın ona gülümsedi: ?Burası Cennet,


Psikolojik Sağlık İçin Duygulara Yol Açmak

Psikolojide ?kabul?, kişinin bir durumun gerçekliğini onaylaması; bir durumu, olayı veya deneyimi, onu değiştirme eğilimi olmaksızın farketmesi anlamına gelir. Bir durumu, kişiyi, düşünceyi, duyguyu kabul etmek kolay görünse de aslında insanoğlu için oldukça zor eylemlerden biridir. İnsanın kendi eksiklerini, hatalarını, başarısızlıklarını, ilişkilerini, kıskançlıklarını, pişmanlıklarını, bedenini, düşüncelerini kabul etmesi hiç de kolay olmayabilen; öte yandan bizi ileriye ve gelişime taşıyan, iyileştirici bir süreçtir. Bu gerçekten de bir


ERTELEMEK

        Ertelemeyen bir birey düşünebilir misiniz? Herkes yaşamında en az bir kez bir işi, bir etkinliği, yapması gereken bir sorumluluğu veya çok daha basit bir eylemi ertelemiştir.        Erteleme davranışını düşündüğümüzde aklımıza farklı senaryolar gelebilir. Bir alışveriş merkezi düşünelim örneğin. Yeni yıl kutlamalarından hemen önce, 31 Aralıkt?a bir alışveriş merkezine gittiğinizde, insanların birkaç saat sonra vermeyi planladıkları hediyeleri almak için alışveriş merkezini doldurduğunu ve tela


ZİHNİMİZ

BBC DERGİ?de Sheffield Üniversitesi?nden Tom Stafford?un yazısı... Zekâmızı kendimizin yarattığına inanmak isteriz; kafalarımızın içinde, kendi düşüncelerimizin bir ürünü olduğuna. Fakat Google, Vikipedi vb. internet araçlarının giderek yaygınlaşması, bazı insanları teknolojinin beynimiz üzerindeki etkilerini sorgulamaya yöneltti. ?James Bond filmlerinde başrolde kim oynadı?? sorusunu arama kutusuna yazıp tıklamakla doğrudan sorunun cevabını bilmek aynı şey mi? Bu bilgiye nasıl ulaşacağımızı biliyorsak sorunun yanıtını da bildiğimizi söyleyebi


KRİSHNAMURTİ

Sadece özgür akıl sevginin ne olduğunu bilebilir.[1] Derinlemesine hasta bir topluma uyum sağlamak bir sağlık ölçütü değildir. Eğitimin gerçek amacı uyandırmaktır. Gözetleyen gözetlenendir. Sen dünyasın. İnsanlar hızla akan yaşam nehrinin yanında kendilerine küçük bir havuz kazarlar, işte o havuzda kokuşur, o havuzda ölüp giderler. Bir kimseyi sevmenin ne demek olduğunu biliyor musunuz? Bir ağacı, bir kuşu ya da bakıp gözettiğiniz bir hayvanı sevebilir misiniz? Size hiçbir karşılık vermese, gölgesinden de yararlanamasanız, arkanı